Rag Doll Aerosmith’in ünlü parçası… Kelimenin asıl anlamı ”oyuncak”… Aerosmith‘in sevdiğim parçalarından biri. Joe Perry nin slide blues gitar riflerini doyarak dinliyor insan… Slide gitar çok eğlenceli bir olay, gitara merakı olan herkese öneririm. Amfi’yi kökleyip klavyeye hakkını vererek denenmeli…
Bu posta bir anlamda 5posta’nın tüm konseptini içeren minik bir posta oldu. Pop kültürel bir pakette sunulmuş haliyle… Neden? Çünkü rock müzik var, seks/erotizm var, hayatı ti ye alıp eğlenceli yanlarını öne çıkarmak var, asyalı bir hatun var, estetik var… Biraz da içine rock kültürü şeysi eklediğim için hafif bir öğretici yanı da var. Slide gitar ne demek bilmeyenlere duymaları için parçayı da verdik. Gerisi size kalmış. Resimlerin altında Rag Doll un sözleri de var… Daha ne yapayım?
Volümü kökleyip, resimlere tıklayın….
Rag Doll, livin’ in a movie
Hot tramp, daddy’s little cutie
So fine, they’ll never see ya leavin’ by the back door, man
Hot time, get it while it’s easy
Don’t mind, come on up and see me
Rag Doll, baby won’t you do me
Like you done before
I’m feelin’ like a bad boy
Mmm, just like a bad boy
I’m rippin’ up a Rag Doll
Like throwing away an old toy
Some babe’s talkin’ real loud
Talkin’ all about the new crowd
Try and sell me on an old dream
A new version of the old scene
Speak easy on the grape vine
Keep shufflin’ in the shoe shine
Old tin lizzy, do it till you’re dizzy
Give it all ya got until you’re put out of your misery
(Chorus)
Yes, I’m movin’, Yes I’m movin’
Get ready for the big time
Tap dancing on a land mine
Yes I’m movin’, Yes I’m movin’
Old tin lizzy, do it till you’re dizzy
Give it all ya got until you’re put out of your misery
(Chorus)
Baby won’t you do me, baby won’t you do me….
Like you done before (huh huh)
Yes, I’m movin’, Yes I’m movin’
Get ready for the big time
Get crazy on the moonshine
Yes, I’m movin’, I’m really movin’
Slow gin fizzy
Do it till you’re dizzy
Give it all you got until you’re put out of your misery
Arada bir arkadaşlardan duyuyorum, ”Yahu şu Japon porno filmlerinde neden sansür var?”. İnternette rastladığımız fotoğraflarda ve videolarda pikselleme yöntemiyle edep yerlerinin ve cinsel birleşme pozisyonlarının sansürlendiğini zaman zaman görmüşüzdür… Kastettikleri o…
Esasında ben japon pornografisinde yaygın anlamda bir sansür olduğunu düşünmüyorum. En azından günümüzde… Bugünkü postamızda bu konuyu ele alalım ki, hem bu yanlış düşünceyi de ortadan kaldırmak için birşey yapmış olalım hem de japon yakın tarihine kısaca bir göz atalım…
Japon pornografisi ve erotizmini anlamak için ilk önce aklımızdan Japonya’nın tek tanrılı bir dine sahip olmadığını çıkarmamalıyız. Çıplaklık ve seks bu yüzden hiçbir zaman tabu olarak görülmedi Japonya’da. Tek tanrılı Abrahamit dinleri istisnasız seks düşmanı profil çizerler. Cinsellik ve seksin tek amacı üremektir bu dinlere göre. Oysa hepimizin bildiği ”günah” kavramına Japonya yabancıdır, müslümanlardan, hristiyanlardan ve yahudilerden farklı olarak.
Bu yüzden çok zengin bir erotizm tarihi vardır Japonya’nın. Bilmiyorum aranızda Japon Yastık Kitapları’nı bilen var mı? Gençlere verilen bir çeşit seks el kitabı… Seks ve pornografi her zaman Japon toplumunda vardı. Batı toplumlarından farklı zevklere ve ihtiyaçlara da yönelen çeşitleriyle…
Yalnız japon tarihinde istisnai bir period vardır, Meiji dönemi… Bu dönem Japonya’nın modernleşmeye başladığı ve emperyalist bir güç olma hevesinin peşine düştüğü dönemdir. Meiji döneminde Japonya kendini batılı hristiyan normlara uydurmaya çalışmış, düşünce sistemini batılı standartlara oturtmak istemiştir.
Ayrıca emperyalist ve her zaman savaşa hazır toplumlarda gözlemlediğim bir olguyu da sizlerle paylaşmak isterim. Bu tarz ülkeler toplum ahlakını çok önemserler. Bunu sıkılaştırıcı önlemler almaktan da kaçınmazlar. Örnek mi? Hitler Almanya’sı, günümüzde ABD, Sovyetler Birliği (”seks” kelimesi kullanılmıyordu Sovyetlerde). Türkiye’nin tutuculuğunun kaynaklarından biri de bu olabilir mi? İç ve dış mihraklar, hristiyan Avrupa’nın tehdidi, haçlı seferleri, pkk, ermeni sorunu vs… Dolayısıyla düzüşerek enerjiyi harcamaya gerek yok. Bunun zevkine varan insanlar gevşek olur, hayatta ve savaşta başarısız olur. Hatta erkek çocuklara empoze edilen, ”aman 31 çekme, derslerinde başarısız olursun” fikridir. Bu uyarılara kulak asanlar bugün devletin önemli kademelerinde oturup bizleri yönetiyorlar. Aralarında hakim, savcı olanlar youtube kapatıp, açıyor vesaire… Tavsiyeleri dinlemeyenlerin ise çok olsa bir blogları var…Tekrar konumuza dönecek olursak…
Japonlar için mornleşme dönemi ve emperyalizm 1945 de savaşı kaybettikleri güne kadar sürdü. Savaş sonrası ABD, Japon Hanedanlığı’nı kapitülasyonlara zorlayarak aşşağıladı. Aynı zamanda demokrasi, barışın bir garantisi olarak dayatılıp, hanedanlığın etkisi azaltıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar da Amerika’dan alınan ilhamlarla Japon toplumunda oturtuldu.
Fakat Meiji döneminde (1800 lerin sonları) hristiyan batıdan ithal edilen cinsel organların sansür edilmesi olayı, kanun kitaplarında savaştan sonra da kaldı. Hatta Amerikalılar tarafından da desteklendi… Bu sansür kanunları korunmakla kalınmayıp güçlendirildi de.
Ancak aradan geçen neredeyse 70 yıla yakın zamanda Japonya’da artık yeni ve modern normlara kendini uydurmaya başladı. Esasında bunu ”Japonya özüne geri dönmeye başladı” olarak da yorumlayabiliriz.
Bahsettiğim tarzda sansür, pikselleme yöntemi diye adlandırılan şekliyle yapılıyor. Cinsel organ ve tüyleri airbrush metodu ile karartılıyor. Tıpkı resim sanatının İslam’da yasak olmasının Osmanlılar’da minyatür sanatının doğmasına sebep verdiği gibi, bu sansürleme yöntemi de değişik pornografi tarzlarının Japon seks endüstrisinde genişçe yer bulmasına olanak vermiştir.
Japon geleneklerinde de yeri var…
Bukkake bunlardan biridir mesela… Bukkake birçok erkeğin, bir kadının yüzüne boşalması olayıdır… Sperm bu sansür kanunlarının kapsamına girmiyordu. En azından erkeğin orgazmı ve boşalma teması kuvvetlendirerek pornografiye kazandırılmıştır. Ayrıca kadınların squirting dediğimiz, kukularından bir nevi salgıyı fışkırtma olayı da çokca konu edilmiştir. Bunların ötesinde daha bizim normal dediğimiz şeylerin dışındaki temalara da ağırlık verildiğini görüyoruz… İşeme, tecavüz vs. gibi. Düşünün sansür, tutuculuk ve zorlama nerelerden patlak veriyor. (Bkz. Anadolu’da seksin tabu olup dinin kuvvetli olmasına karşı eşşek, keçi, köpeklerle ilişkinin veya ensestin yaygın olması… )
Sansürün başkaca etkilerinden biri de anime edilmiş pornografinin eşi benzeri olmayan bir şekilde yaygınlaşmış olmasıdır. Hentai ve Lolikon bunlardan ikisidir. Çok daha çeşitleri de var tabii. Hentai’yi bilen aranızda çokca çıkar tahmin ederim. Ancak lolikon batıda az bilinir. Esasında Hentai’nin bir çeşididir. Fakat çok genç, çocuk denebilecek yaştaki kişiler çizgilerle tasvir edilir. Bu kol daha da detaylandırılarak bir lolita kültürünün oluşumuna yol açmıştır.
Okul önlüklü kızların (seifuku) yer aldığı video ve fotoğrafları görmüşsünüzdür muhakkak. Bir de bunun deyting şekliyle varolan enjo kosai - okul kızlarının yaşlı erkeklerle randevulaşmaları- gösterilebilir. Bu randevular bazen fuhuş olarak görünse de yalnızca beraber olup, muhabbet etmek, vakit geçirmek gibi aktivitelerle de sınırlı kalabilir. Çok genç kızların yarıçıplak ve seksi pozlar vermeleri de çok görülen bir olgu… Buna örnek 15 yaşındaki İrie Saaya yı gösterebiliriz.
İrie Saaya modellik kariyerine 11 yaşında başladı…
Lolikon ve türevleri Avrupa’nın çoğu ülkesinde yasaklı. Gerçi japonya’da da lolita kültürünün daha ileri boyutları 1999 da yasaklandı. Bu da hentai’ye yeni bir ivme kazandırdı. Anlaşılan yasaklara rağmen bu kültür bir şekilde yaşayacak, yeni ifade yolları bulacak… pekçok japon sado-mazo filmleri Avrupa ülkelerinde şiddet içeren pornografi olarak tanımşanıp, mahkeme konusu olabilir…
Pornografi branşı, savaş sonrası inanılmaz derecede gelişti. Şu an Japon otomobil endüstrisinden sonra iki numaralı endüstridir. özellikle JAV (Japanese Adult Video) dünyadaki pornografi branşı terminonlojisine 80 lerdeki video furyasından sonra tamamen girdi.
Batıda işsiz kalan normal oyuncular branşta kalabilmek için son çare olarak porno filmlerde oynarken, Japonya’da AV (Adult Video) yıldızı, oyuncusu olmak statü sayılmakta. Hatta, zaten film branşında önceden etable olmuş oyuncular bile AV branşına geçmekteler. AV yıldızları Japon tv ve dergiler tarafından röportajları yayınlanmaktadır. Nasıl biz Hürriyet’in kelebek ekinde bilmemnenin röportajını pazar sabahları evde ailece okuyorsak, Japonlar da kendi AV yıldızlarının röportajlarını aynı şekilde takip etmekte.
Piksellemek, daha çok videonun popüler olduğu devirlerden kalma. Ne zaman ki yabancı pornografinin ithali ve zamanla internetin gelişimi sahne aldı, bu yasaklar gittikçe daha saçma bir hal almaya başladı. 2001 den beri devlet bu kanunların uygulanmasını takip etmekten vaz geçmiştir. Hernekadar piksellemek bir branş standartı olarak kalmış da olsa neredeyse yalnızca büyük prodüksüyon şirketleri tarafından yalnızca iç pazara yönelik prodüksüyonlarda kullanılmakta. Tv de gösteriminde problem çıkmasın diye… Bu tarzın da genelde iki versiyonu yapılmakta. DVD versiyonlarının sansürsüz olanları da mevcut.
Ben severim japon pornografisini. Çok deneysel ve sürprize açıktır… Teknik ve fotografik açıdan batıdaki benzerlerine göre çok üstündür. Açılar ver perspektif açısından da çok yenilikçidir… Bol bol alet edavat kullanılır, ve de kayganlaştırıcı madde… Kostüm ve rol oyunları bolca yer alır…
Kötü yanlarından biri ise kadınların çok pasif ve edilgen olmaları. Bir de belli bir süreden sonra çıkardıkları miyavlamaya benzeyen sesleri irite edibiliyor insanı.
Yıllardır gavurların Türkiye ile ilgili önyargılarını kırmaları için gösterdiğim çabadan götüm çıktı artık. Öküzün biri Türkiye de diş fırçasının yalnızca 10 senedir kullanıldığını iddia ediyordu. Başka bir kaltak ise zina yapan kadınların istanbul’un göbeğinde taşlanarak cezalandırıldığına emin olduğunu söylüyordu. Bunların hepsi cahillikten işte. Gavurun da cahili oluyor tabii ki. Kültürsüzlük ve bilgi edinmeden fikir sahibi olmak Avrupanın da hastalığı. Şaşırmamak lazım, İsveç gazetelerinde bir haftadır Eurovision şarkı yarışması ile ilgili haberler ve röportajlar var. Neyse dün gece ellerine aldılar, sesleri kesilir artık. Sanki çok sikimizde olması gereken birşey örovüzyon şarkı yarışması. O yüzden mi gazeteler sayfa sayfa yazıp, ekler veriyor???
Olimpiyatlar yaklaşırken politik tutuklular, fakirlik, çocuk işçiler, tibet sorunu, kalitesiz mallar, deprem gibi sözcükler sıradan vatandaşta Çin’in uyandırdığı ilk akla gelen düşünceler. Haksız da sayılmazlar… Sözde haber kaynağı günlük gazeteler Memati evleniyor ve dünya ajansları bu fotoğrafları geçiyor şeklinde haber yapmaktan diğer önemsiz şeylere vakit bulamıyorlar. İnterneti kullanabilecek bilgisi olanların ise türbanlı pornosu ve etek altı resimleri aramaktan başka birşeye elleri zor gidiyor.
Fakat it ürüyor kervan yürüyor. Bütün anti propagandaya rağmen Çin bir dünya devi. Bizim kafamızdaki garip müzik zevki olan ve çelimsiz sarı benizli kızlara sahip bu ülke ise esasında tamamen bambaşka cevherler barındırıyor. İnternette elime Çince bir reklam materyali geçti. Bir film tanıtım şeysi olabilir diye düşünüyorum. Resimlerdeki hatun inanılmaz derecede çekici. Benim zevkime göre tabii…
İlk önce Çince bir rock müzik videosu izleyelim. Baktınız bu sizi çok enterese etmiyor, videonun altındaki resim setine bir göz atarsınız. İnce hatun, asyalı kızlar ve ince topuklu çizmelerden hoşlananlar için güzel fotolar.
Eğer bir tanrının varlığından bahsedeceksek ve bunun yeryüzünde isbatını arayacaksak, güzel bir kadına bakmalıyız…Dünya kadınlarının hepsi çok güzel tabii. Ancak asyalı hatunlar son derece fotojenik. Yüz ve vücut hatlarının narinliği, yaşlarını gizleyip onlara masum bir görünüş veriyor. Bilmiyorum fotojenikliğin sebebi bu olabilir mi?
Bir arkadaşımın dediği gibi ”Once you go Asian, you never go Caucasian”.
Ulu Japon ulusunun tarihi ve kültürü önünde saygıyla eğilirim. Affetsinler beni ama bütün dünyaya haykırmadan edemeyeceğim. Çooook dandik bir milli marşları var.
Videoyu izleyince aklıma japonya’nın gerçekte gizli bir seks tarikatı tarafından yönetilip yönetilmediği sorusu geldi. Yoksa japon yetkililer böyle ciddi bir organizasyonda milli marşı söyleme görevini niye bu kıza versinler?…Nasıl topladın bakiim sen saçını öyle kızım? Hııı?
Esasında blogumda genişçe yer verdiğim Japon kültürü ile ilgili yazılarım yüzünden Japonya’nın fahri kültür elçisi olarak addedilmem gerekir. Fakat japonlar asabi insanlar, bu konuda Türklerle yarışırlar. O yüzden bu dandik lafına kızıp siteme Japonya’dan erişimi engellerler mi acaba?
Düşünsenize, Tokyo 2. nöbetçi sulh ceza mahkemesinden bir tebligat aldığımı…
”İşbu mahkeme kararı ile, Japon Ulusunu rencide edici ve Japonluğu küçük düşürücü yayınlarınızdan ötürü sitenize Japonya”dan erişime engel koyduğumuzu ıvır zıvır, blabla”
İmza
Nöbetçi Hakim
Oramakoma Buramako
Tokyo sokaklarında Türk bayrağı yaktırmak istemem…
Meiko Kaji Japonya’nın ünlü şarkıcılarından ve sinema yıldızlarından. Müzik tarzı ve türü Enka olarak adlandırılıyor Japonya’da. İki çeşidi var Enka‘nın birincisi politik söylemleri içeren çeşidi. Meiko’nun icra ettiği ise japon pop müziği diye de adlandırılan ve kayokyoku olarak da bilinen çeşidi. Bizler ise O’nu daha çok Tarantino‘nun Kill Bill‘inden tanıyoruz. Beğendiğim birşeye rastlayınca külliyetini indiriyorum internetten. Yasal değil yaptığım, sklemiyorum ama… Meiko’nun Zenkyoku Shu albümü de aynı akibete uğradı. Bu albümden sevdiğim ve fotoğrafların güzelliğine uygun olduğunu düşündüğüm bir parçayla sizleri hafta sonuna hazırlayayım dedim.
İnternet kendi küçük dünyalarımızın sınırlarını genişleten, bizlere yeni ve bilinmedik şeyleri sunan muazzam bir araç. Buna rağmen kısır döngülere takılıp kalıyoruz. İnternette en çok aranan resimler ve kelimeler ya Britney Spears yada Paris Hilton. Bu üç paralık sürtükler bizlere nedense çok ilginç geliyor. Arabadan inerken etek altından kukuyu göstermeler, korumalar eşliğinde sütyensiz markete giderken verilen frikikler hep bilinçli. Bu sahte gösterilere Hülya Avşar’ın selülitleri, Bülent Ersoy’un sevgilileriyle verdiği pozları da eklemek mümkün. Hepsi kerizler yesin diye…
Bizlerde pek meraklıyız batı kültürüne. Yeni gelinin zike sarılması gibi, çok açız batının beş para etmez sahte şıllıklarına. Oysaki güneş doğudan doğuyor. Biraz ilgi duysak, araştırmak istesek…Çin, Japonya, Rusya’nın dolar girmemiş stepleri bizlere ne maceralar sunuyor esasında.
İsterseniz sıra dışı bir seks skandalı ile giriş yapalım olaya. Cecilia Cheung (gerçek adı Zhang Bozhi) Hong Kong un ünlü pop starlarından biri. Aynı zamanda bir film yıldızı. En iyi kadın başrol oyunculuğu gibi ödüller almış bir şahsiyet. 27 yaşında 30 küsür film, 11 albüm hiç de fena değil. Kendinden bayağı yaşlıca bir amcayla evli, yeni de çocuk sahibi oldular. Baktığın zaman masumane suratı ve edepli tavırlarıyla tipik asyalı hanım hanımcık bir kız. Şunu bilmek lazım ki asyada özellikle Çin ve Japonya’da geçerli olan bir kural var. Kapalı kapılar ardında ne b.k yersen ye, eğer bunu gizli tutabiliyorsan vicdanının rahatsızlık duyması veya suçluluk duyman söz konusu değil.
Belki de o yüzden vatandaşları çok şaşırmamışdır internette geçtiğimiz hafta yayılan bu fotoğraflara. Resimlerin en masumunda kızımız polis kıyafetleriyle bacaklarını kovuşturmuş bir biçimde oturuyor.
Fotoğrafların çekildikleri mekanlar özenle hazırlanmış yerler değil. Bundan, resimlerin herkesin bilgisayarında bulunan ve insanın kız arkadaşıyla, karısıyla hazırladığı amatör resimler sınıfına girdiği belli oluyor. Resimleri çeken kişi Edison Chen isimli bir başka film artisti. Anlaşılan yaşlı amcanın kuşu ötmeyince kızımız içindeki yangını iş arkadaşına söndürtmüş. Edison isimli dangalak bilgisayarını bakıma bırakınca elemanlarda kurcalamış içini tabii. Resimleri yayanlar da onlar.
Skandala ait ilk resim, internete 27 ocak tarihinde düştü. Edison Cecilia’ya takarken çekilen bu resim yıldırım hızıyla yayıldı internette. Hanım kızın menajeri hemen polise şikayet etmiş tabii olayı. Polis adamın birini göz altına alıyor. Hong Kong birinci şube asayişte 8 hafta gözaltı. Ne de olsa şikayetçi olanlar nüfuzlu kimseler. Geçen hafta ise 6 kişi daha tutuklandı. Bunlar olurken esas oğlan Edison özür dileyerekten Amerika’ya kaçıyor.
Hong-Kong Emniyet Müdürlüğü’nün asyalı blogger’lara ültimatom verdiğini belirtmeden geçmeyelim. Resimleri yayınlamamaları konusunda aba altından sopa gösterilerek sıkı bir şekilde uyarıldı blog yazarları…
Şu Edison şanslı bebeymiş. Bilgisayarda 1300 resim ve video var diyorlar. Sırf Cecilia değil hem de. Yine onun gibi artist, şarkıcı bir sürü hatun kolleksiyona dahil. Bunun yanında ben kolleksiyonu çıkarmaya utanırım. Herkes haddini bilecek. Eeee Fenasi, el elden üstündür. Bu arada vardır belki diyenleriniz ”a. qorum çing çang’ın… Yavşar Kızı’nın kamyon gibi g.tü, Göment Versoy’un mutasyona uğramış suratı veya g.tten bacak Britney benim ilgimi daha fazla çekiyor”. Acırım onlara…